‘İncir reçeli’ sana sözler hazırladım : )

‘İncir reçeli’ dediniz mi ,akan sular duruyor şu sıra..hatta çok uzun zamandır her baktığım yer filmin afişleriyle dolu: )dvd’si en çok satanlardan inmiyor bir türlü: )

Evet itiraf etmeliyim ki bende ağladım izlerken ama zaman geçip irdelemeye başladığımda aklıma ”ne kadar gerçek?” sorusu geldi: )

1-) Yurdum bakkalarında sık bulunan bir şey değildir incir reçeli zira diğerlerinden pahallıdır.Arka sokakların birisinde mahalle bakkalında bulunan incir reçeli bana garip geldi çilek olsa neyse: )

2-) mumlu sahne hiç romantik değil bana kalırsa..filmlerde bir sahne izliyoruz ama onun öncesini,sonrasını hiç göstermiyorlar.Sanıyoruz ki hayat böyle estetik: )

o halkaya bir tarafını tutuşturmadan girmek vaar,aynı özveriyle çıkmak vaar..ohoo: )

3-)film replıkleri epey tartışıldı,paylaşıldı orada asıl kız olan hanım ablamız diyor ki;

Ben insanları arabanın camına vuran yağmur damlalarına benzetiyorum. Bazen, bir damla aşağı doğru kayarken, başka bir damlaya karışıp, güçlenerek daha hızlı ilerler. Ben de sana karıştım aşkım. İnsanlar acımasız, savurgan. Hiçbir şeyin sonu gelmeyecekmiş gibi davranıyorlar. Bir gün, şoförün camı açabileceğini hiç düşünmüyorlar.

Kendisine bir cevap vermek istesem şöyle derdim;

düşünmezler tabi insanların bir kısmı böyle romantik şeyler düşünürken salt çoğunluk camdaki damlalardan çok taksimetreye bakıyor: )aman trafikte gaza basıp basıp fazla mı yazdırıyor şöför,aman dolandırmasın diye düşünmekten böyle fikirler üretemiyoruz tabi: )

ülkemizde bu tip hastalıklarla mücadele eden bir çok kişi var…sen bu kadar zor bir zamanda seni böylesi seven birisini bulacaksın,ama tedavi olmayacaksın: )

en saçma kısmı da bu olsa gerek: )